Kalenderiye

Kalenderiye[Read] ➵ Kalenderiye ➲ Gürsel Korat – Oaklandjobs.co.uk Neden yaşadıklarını anlamaya çalışan üç adam İnsana dokunan maharetli bir anlatım ve kederli bir mizahla resmedilen kibirli kibrinden pişman olan erkekler ve sadakatsiz hayalleriyle kadın Neden yaşadıklarını anlamaya çalışan üç adam İnsana dokunan maharetli bir anlatım ve kederli bir mizahla resmedilen kibirli kibrinden pişman olan erkekler ve sadakatsiz hayalleriyle kadınlar İtaat ve isyanı anlatan zamanı arayan Kalenderileri konuşturan bir Anadolu romanı İpek kadar yumuşak ve ipek kadar güçlü“Şundan dirim böyle Sinâğih vızıltısı arınınkinden incedir Bebenih sesi anadan avradıh sesi herifden Bir farenih kemirişine bak bir de inâğihkine Bundan şuha varırım ki gôğde iriyise hareket yavaşdır Hareket yavaşısa zaman da yavaşdır”“Ya Allah’ıh zamanı”Kalenderiye üç ayrı dönemde geçiyor her biri üçer günde yaşanan üç bölümden oluşuyor İnsani zaafları şaşırma ve irkilme hissiyatını hakikati ararken ölümün kıyılarında dolaşan insanları iyiliği ve utanmayı hatırlatıyor Gürsel Korat Zaman Yeli ve Güvercine Ağıt romanlarında olduğu gibi yine bir Kapadokya hikâyesi anlatıyor Özgün deyiş mecaz ve lehçeler kullanan Korat memleket edebiyatının özgün sesli bir anlatıcısı olarak yazarlık yolculuğunu sürdürüyorKalenderiye Gürsel Korat’tan bugüne ve yarına seslenen bir roman yılında ilk defa verilen Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü ne layık görülmüştür. Kitap bitti ama ben de bittim son bölümü okurken ay gözlerim çıktı yerinden Serinin en güzel kitabı buydu bence Gürsel bey'in oya gibi işlediği bir kitap Naif ve sessiz Aslında bu seriyi okurken yazarın nasıl geliştiğini de görebiliyoruz sonuçta üçlemenin ilk kitabı beyefendinin de yayınlanan ilk kitabı Ne de güzel geliştirmiş kendini canım ya diyoruz ve yeni kitaplara yelken açıyoruz Üç kitaplık kronolojik Kapadokya serüvenim maalesef bitti Kurgusal tarihin en başarılı örneklerini sunuyor Gürsel Korat Beklentilerim ve heyecanım bu kitapla da boşa çıkarmadı Serinin üçüncü kitabı da ilk ikisi gibi muhteşem İlk kitap Moğol işgali altındaki Anadolu ile başlıyor ve sonuncu kitap ile Osmanlı dönemine kadar uzanıyor Üçlemeyi kesinlikle sırasıyla okumakta fayda var 2 ya da 3 ile başlayıp bu isim de nereden çıktı demeyin sonra Hep dinlediğim söylerken eşlik ettiğim bir türküyü Haydar Haydar geçtim anlamayı sarsılarak hissettim Çok beğendiğim ve sonunun nereye gideceğini tahmin edemediğim bir kitap oldu Aşk hiç beklememe rağmen içerisinde böyle bir şey olması şaşırttı ve yapılan tanımlar gülümsetti Perizad hatun haklıdır Allah'ın kulu kölesi olunmaz Onunla arkadaş olmak gerekBir ayı inine girsen önün karanlık ardın ışık olsa kölgen duvara vurma mı? Sanma ki o sadece bir kölgedir Kölgeye bir sor sen aslını bildin mi? Eğer bir kölge aslını görse hayran olma mı? Ey insan Allah'ın kölgesi değil misin? Dön bir bak zatına hangi ışık önündesin? Sen aslını bilmezisen asıl seni ne bilsün? Boynundaki madaliyonda matayotis matayotiton ta pan mayotis yazısı taşır her daim bu sözü söylerdi İsa efendimizin lisanından gelen bu deyiş 'Yalan dünyada ne var ise boşadur' dimek olurudu Bu madaliyonun arka tarafında Arabi hurafatınan 'Aşk imiş her ne var alemde' yazar Yosif manastırda durduğu demde madaliyonu asla ters döndermezidiOlmaz Rüyet zuhur yiridir Zaman yokdur Zuhur idenner hep aynı zamanı yaşar Öğren sır didikleri budur Adem bizik Ali bizik madem ki bu isimler var geçmiş diyin bir şiy de yok hep şimdide duruyok; Ali ölmedi hemi de doğmadı her şiy şimdi didiğimiz sonu yok şiyde saklı Ali benim Ali sensin Ben Allah'ım Allah sensinAllah'ın sevgili kullarına bir bak' didi anler hemi padişah hemi vezir hemi molla hemi Hızır İçlerinde bir dene avrat yok Avradı şiytan sayıp anı koyup getmüşler Avradın govdesini de aklını da ruhunu da bir çıkının içine sarmışlar 'yüzünü açmak yasatır gözünü devirmek günaftır' dimişler geriye de çıkının içindekini yagma iden şiytan galmış Agnadım ben bu düzeni Allah kimse ana dirim ki bol zamandan gayrı Perizad diyin bir kulu yok Zati Allah'ın kulu kölesi olunur mu benim bildiğim Allah'ınan arkadaş olmak gerekDoğru aşkta ağırbaşlılık olar Zırzop aşık can sıkar kaçgun aşık can yakar Çok ateşli olanlarda ayrangonüllü bir çeşni vardur serinkanlı durannarda da kibir İçim ürpererek elimi Perizad'ın elinin üsdüne godum Yüzüme bakdı beni bir başka türlü sevdiğini ağnamak zor olmadı Sevmek nasıl bir şiy idi şahım sen kerem iyle sevmek sevilmeyi istemek idi amma sevmek öbür yandan da yalınız gendinin sevdiğini bilmek idi